30 Ocak 2013 Çarşamba

Çocukları Kıskandık mı Ne? Ebru Her Yaşta Güzel...

30 Ocak 2013

Selam

Son birkaç haftadır miniklerimize ebru etkinlikleri düzenliyoruz. Onları yaparken seyretmek çok keyifli...

Çocuklarla ne kadar egüzel vakit geçirdiğimizi önceki yazılarımda okumuş, görmüşsünüzdür. Biz büyükler ne yapıyoruz bir de onu paylaşayım istedim bugün sizinle...Bugün "ebru" bir kez daha birçok farklı yaş, meslek ve hatta milliyetten kişileri bir araya getirdi.

Ebru Atölyesinde hocamız Kubilay Eralp Dinçer yönetiminde harika ebruli bir gün geçirdik. Kimimiz ebruya yeni başlamış, kimimiz bu sanatı merak ettiğinden bilgi almak için atölyeyi ziyarete gelmişti. Bir kısım arkadaşlarımız da (atölyenin gedikli grubu) bilgimize bilgi nasıl katarız, daha farklı neler yapabilirimin peşindeydi. Boyalarını ezmeyi ve terbiye etmeyi öğrenen ebru dostları da vardı aramızda.

İş, yaş, meslek ya da milliyetimiz ne olursa olsun, bu tarihi sanat bizleri bir araya getirdi. İşte ebrunun ilham verdikleri, işte ebrunun mutlu ettikleri, işte ebrunun bir araya getirdikleri, yani bizler....

Sevgiyle

Elif Ersin

Yardıma hazırım, buyruun!
Eşimi beklerken biraz çalışayım bari :-)
Ez ez bitmiyor :-)


Bilgi isteyene bilgi...
Burada olmak çok güzel, keyfim yerinde :-)


Menekşe bahçesi yaptım, ben de mutluyum
İlk gün olmasına rağmen harika işler çıktı :-)
Akkase Tiryakimiz :-)

29 Ocak 2013 Salı

Tatile ebru ile başladık...Bir kez daha çok eğlendik...Mutlu Çocuk, Mutlu Anne :-)

28.01.2013 P.tesi


Yüzünüzden gülümseme eksik olmasın....


Dün yeni bir ebru etkinliğinde çocuklarımız ile birlikte ebru yaptık, çok eğlendik...Uzun söze gerek yok, resimler anlatıyor yaşadıklarımızı...


Bir başka etkinlikte görüşmek üzere

Ebruli Keyifler

Elif Ersin


26 Ocak 2013 Cumartesi

Aylin'den Dil Peynirli Börek...

26 Ocak 2013

Aylin'in Dil Peynirli Böreği

Selam Sevgili Dostlar,

Bugün sizler ile bir börek tarifi paylaşacağım. Bu tarifi geçtiğimiz yaz kuzenim Aylin'den öğrendim. Bana yapımının çok kolay olduğunu seveceğimi söyledinde bu kadar kolay olabileceğini tahmin etmemiştim. Ama gerçekten çok kolay ve pratikmiş, bir o kadar da lezzetli...Onlarca kez denenmiş süper bir tariftir...Tarif defterinizin vazgeçilmezi olacak...


Şimdi gelelim malzemelere;

- 4 Yufka
-4 Yumurta
-4 Bardak Süt
- 1 Paket Dil Peyniri
- Arzuya göre pastırma, sosis, vb. malzeme ekleyebilirsiniz...

*Dikkatinizi çekerim yağ yok!

Eveeet yapılışı ise şöyle;


  • 4 adet yufka 2'şer parmak şeritler halinde kesilir.
  • Yağlanmış derin bir borcamın içine yufkaların yarısı dizilir.
  • Üzerine lif lif ayrılmış dil peynirleri döşenir.
  • Arzunuza göre dil peynirinden sonra pastırma, sosis v.b malzemeler ekleyebilirsiniz.
  • Kalan yufkalar malzemelerin üzerini kapatacak şekilde dizilir.
  • Ayrı bir kap içerisinde süt yumurta karışımı çırpılarak, hazırlanmış böreğinizin üzerine dökülür.
  • Buzdolabında en az 3-4 saat, tercihen bir gece bekletilir.
  • 180 derece fırında 30-40 dk kadar pişirilir.


Ben bu tarifin bir gece önceden hazırlanıyor olmasını çok seviyorum ve çok pratik olduğunu düşünüyorum. Misafirinizin geleceği gün börek yapma telaşı be mutfak dağınıklığı olmadan, bir gece önceden hazırlamış olduğunuz böreğinizi misafir geldiğinde bile fırına atsanız, çay demlenip bir iki sohbet edene kadar böreğiniz hazır olacaktır....

Beğendiğiniz süper! tarifleriniz var ise lütfen benimle paylaşın, ben de sizler adına blog'umda seve seve yayınlayabilirim..

Afiyet bal şeker olsun...

Mutfak Keyfiniz daim olsun...

Sevgiler

Elif Ersin


24 Ocak 2013 Perşembe

Mutlu Orkide Sahibi Olmak - 2

24 Ocak 2013

Mutlu Orkide Sahibi Olmak - 2

Orkidelerimden bir Demet...


Herkese kocaman bir merhaba,

Orkide bakımı ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Şimdi de sizler ile bir kısım resimler paylaşacağım. Orkide bakımında klasik yöntemlerin dışına çıkarak orkide sapının kesilmemesini önermiştim.

Şimdi sizlere ile orkide sapının kesildiği orkidelerim ile kesilmeyenler arasında farkları göstermeye çalışacağım.



Resimler ile bunu anlatmak aslında biraz güç. Ama temel farkı göstermek adına açıklamaya çalışacağım. Birinci resimde bir adet daha önceden çiçeği geçmiş ancak dalı kurumadığı için kesmediğim orkide var.   Şuan bu orkiden eski dallarının yanlarından üç ayrı yan dal verdi ve bunların üçünün de üzeri tomurcuk dolu. Ayrıca bir tane de yeni dal verdi bu da büyüme aşamasında.


Bu da aynı cins ve renkte ikinci orkidem, o da 3 ayrı yan dal verdi ve çiçeklenmeye başladı bile...


Gelelim bu amazon kaçkını görüntülü orkideme :-) Bu gariban orkidemi öldüğünü düşünerek evin normal ısısından daha serin olan çalışma odama koymuştum. Orada da tabi sulamayı unuttum. Uzun süre yaklaşık iki üç ay gibi...Sonra bir gün baktım ki yeni yapraklar vermeye çalışıyor, ama dallarından kök kısmında değil. Onu da son bir gayret canlandırabilir miyim diye diğer arkadaşlarının yanına aldım.  Suyunu verdim...Soğuktan daha sıcak bir ortama geçiş yapmış oldu ve yaprak sayısı arttı. Sonra internette araştırdığımda aslında bilinçli olmayarak orkidemi çoğalttığımı anladım. Meğer orkidelerinizin yavrulamasını istiyorsanız böyle bir yöntem uygulamak gerekiyormuş. Önce daha serin ve susuz bir ortama alıyorsunuz, sonra da tekrar doğal ortamına yakın bir ortama transfer ediyorsunuz. 

Orkide öldüğünü düşünerek, neslinin devamı için çiçeğe değil ama yavruya gidiyormuş bu şekilde olunca. Yani anneanne oldum arkadaşlar :-) üç tane kız torunum var :-)...Çiçeklenme dönemi bitince onlar annelerinden ayırıp kendi saksılarına alacağım.


Bunlar da çiçeklenme dönemi sonrasında dallarını kestiğim iki orkidem. Onlarda sade yeni birer dal çıktı. Ama yeni dönemlerinde eğer dalları kurumaz ise bunların da dallarını kesmeyeceğim ki bir sonraki çiçeklenme döneminde daha çok daldan sarkan bol çiçekli orkidelerim olsun.

Keyifli günler geceler dilerim...

Elif



22 Ocak 2013 Salı

Üçüzlere Duvar Süsü - 2

Tanıştırayım :-) sıra ile; Demir,  Ayşe ve Ateş 


Merhabalar Sevgili HobiKeyif Dostları,

13 Ocak tarihinde yeğenlerimin odalarına duvar süsü yaptığımı yazmıştım. Nihayet çalışmamı tamamladım. İşte çıkanlar...

20 Ocak 2013 Pazar

EBRU SANATI ETKİNLİĞİMİZDEN GÖRÜNTÜLER

19.01.2013

Çok Eğlendik, Kirlenmek Güzeldir... 


Merhabalar,

Dün Kadıköy de Ebru Atölyesi'nde, Ebru Hocamız Kubilay Dinçer eşliğinde çok keyifli bir bir etkinlik geçirdik.

En küçük katılımcımız yine Ebru atölyesi öğrencilerinden Bahar hanımın kızı Deniz idi (2,5 yaşında). Eee annesinden almış yeteneğini sanırım müthiş konsantre bir şekilde Ebru'larını yaptı.

Bahar'ın Kızı Deniz











İkinci küçük katılımcımız 3,5 yaşındaki Efsun oldu. Efsun ile benim kızım Ceylan bir tekneyi paylaştılar. Yaşlarından beklenmeyecek bir olgunluk ile müthiş bir anlayış ile teknelerini paylaştılar. Birisi ebru yaparken diğer izledi. Sonra kendi sırası gelen ebrusunu yaptı.
Efsun ebru yapıyor, Ceylan izliyor.

Bu küçük hanımlardan sonra 5 yaş, 7 yaş, 9 ve 10 yaş ortalamasın 14 çocuğumuz vardı. Sadece kızlarımız da değil, iki tanede de Can'ımız vardı. Tekneye 'en büyük fener bahçe' yazmak isteler..Ağırlıklı sarı lacivertli temalar ile çalıştılar :-)...Arzu ettikleri bu yazıyı yazmanın pek mümkün olmadığını, ya da oldukça zor olduğunu söylediğimde tabi ki 'nedenki' sorusu ile karşılaştım. Eee zamane çocukları her şeyin bir açıklaması olması gerekiyor tabi...'Su nakış tutmaz ki' dedim...
-O ne ki dedi bir Can'ımız
-Diğeri nakış ne demek dedi
Bu arada düşündükleri belliydi...Diğer Can cevap verdi, bu bir deyim değil mi? dedi. Ben de evet dedim ve açıkladım. Ne kadar çok yönlü bir etkinlik bakar mısınız? Hem sanat, hem türkçe, dil bilgisi ne ararsanız var. Çocuklara biraz takılmak istedi canım. Valla dedim en büyük yazabilirsin ama sorun Fenerbahçede :-) istersen galatasaray yazabiliriz....İkisi birden HAYIIIIRRR dediler....

Bu arada anneleri de bir Kafe'ye gönderdik. Biz de çocuklar ile mola verdiğimizde badem ve bisküvi yedik. Şimdi düşünüyorum da gerçekten farklı yaş grubundan 14 çocuk 3 saati aşkın bir zaman hiç sıkılmadan çalıştılar. Bu sanırım hem Kubilay hocamızın hem de bu sanatın kerameti...

Ayrılma saati geldiğinde gitmek istemeyenler bile oldu, neyse sömestir tatilinde bu etkinliği tekrar edeceğimize söz verdik ve el sıkıştık. Tekrar onlarla görüşmeyi dört göz ile bekliyorum...

Kubilay Hocama bize atölyesini açtığı ve böyle güzel bir etkinlik yaşattığı için çok teşekkür ederim.

Ayrıca tüm katılımcı annelere ve çocuklarımıza da göstermiş oldukları ilgiden dolayı çok teşekkür ederim.

Ebruli Keyifler dilerim.

Elif Ersin

Etkinliğimize ait diğer resimler için tıklayınız...





17 Ocak 2013 Perşembe

Mutlu Orkide Sahibi Olmak

Mutlu Orkide Sahibi Olmak

Orkide Bakımı


Orkide sevmeyen var mıdır bilmem, ben çok seviyorum Aslında ben tüm çiçekleri seviyorum. Bu sevdam yüzünden iki sene önce Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesinde Bahçıvanlık Eğitimi dahi aldım :-) Bahçe ve çiçek bakımı hakkında pek çok şey öğrendim, uyguladım ve sonuç aldım. 

Çiçek ve bahçe bakımı hakkında da detaylı yazılarım olacak. Ancak bugün orkide bakımı hakkında bilgi vermek istedim. 

Neden derseniz hemen söyleyeyim, bir süredir yeni yapraklar, dallar ve tomurcuklar çıkartan  orkidelerim açmaya başladı. Bu mutluluğu paylaşırken nasıl bakım yaptığımı da sizinle paylaşmak istedim. 

Yaklaşık üç yıldır orkide bakıyorum ve üçüncü yılın sonunda işi çözdüm sevgili arkadaşlar...Artık gerçekten orkide ne ister, ne istemez, nasıl mutlu olur öğrendim. Orkide bakmak zor derlerdi, ben de bunun arkasındaydım taki bu seneye kadar. Bu nasıl iştir derseniz, olmazsa olmazları var bu işin. Bu şartları yerine getirdiğiniz zaman orkidenizin açmaması mümkün değil, çok iddialı konuşuyorum!!!

Kural - 1

  1. Her bir canlı için ne gerekli? (HAYAT ARKADAŞI) 
Bu da demek oluyor ki, orkideniz yalnız kalmayacak, en az iki orkideniz olacak...İyi günde kötü günde birbirlerine arkadaş olacaklar...Gülmeyin ama doğru değil mi? Bizlerin arkadaşa ihtiyacı yok mu? Vaaar..Eeee onlar da canlı...Siz onlara fazla su verirseniz o fazla nemi paylaşmaya, az su verirseniz hayatta kalması için kendi soyundan bir canlının desteğine, çiftleşmeye tozlaşmaya ihtiyaç duymazlar mı? Duyuyorlar arkadaşlar inanın...


Kural - 2

Hangi mevsimde daha mutlu hissedersiniz ? (BAHAR) 

Kendinize bir sorun bahar aylarında mı kendinizi daha iyi hissedersiniz? Yoksa Sonbahar ve kış aylarında mı? ( istisnai insanlar vardır elbet) Ben bahar insanıyım, güneşi görmeden, mutlu olamıyorum. Kış aylarımı genelde depresif bir ruh hali ile geçiririm. Orkidelerimiz için de aynı durum geçerli ( yaz olsun kış olsun) onlar aydınlık ve ferah mekanlar istiyorlar...Karanlık ışık almayan havasız ortamlar hiç onlara göre değil. 

Yazın güneşte fazla kalırsak ne olur? Yanarız tabi ki...canımız acır...üzerimizdeki incecik penye bile rahatsız etmez mi? İşte bizim nazende orkidelerde güneşte kavrulmak istemiyor. Onlar sadece ve sadece ışık, aydınlık ferah ortamları seviyorlar.

Kural - 3

Hayatta kalmak için neye ihtiyaç duyarız? (SU)

Siz su içmeden kaç gün yaşarsınız? Doğal afetlerde hayata kalan insanları bir düşünün, hayatta kalma şanslarını arttıran su değil midir? Ama fazlası değil sadece ihtiyacı kadar su...Fazla su da ne olur? havuz deniz gibi yoğun bir su kütlesinde yüzme bilmiyorsanız boğulursunuz. Bizim orkideler de yüzme bilmiyorlar. Ne az ne de fazla su istiyorlar...Susuz kalırsa kökleri kuruyor, fazla suda kalırsa da çürüyüp ölüyor. 

Kural - 4

Vücudumuz için gerekli vitamin ve mineralleri almazsak ne olur? (HASTALANIRIZ)

Vücudumuz için gerekli vitamin ve mineralleri doğal yollardan alabiliyorsak ne ala, alamıyorsak vitamin mineral desteği alırız. Tabi bunu da her mevsim değil, muhtemelen dönemsel olarak yapmaz mıyız? Orkidelerimiz bu desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Bağışıklık sistemlerini güçlendirmez isek, kendi doğal yaşam alanlarının dışındaki bir ortamda yaşayamıyorlar. Vitamin olarak her yerde bulabileceğiniz orkide vitaminlerinden suya katarak iki ayda bir kez minimum dozda vermeniz yeterli. Mineral desteği için de sihirli formülü açıklıyorum. 'MADEN SUYU'. Evet ben de ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. Ama onlara verdiğimiz damacana sularından bile (asla çeşme suyu vermeyin) ihtiyaçları olan mineralleri alamıyorlar. Bu nedenle bu konudaki en iyi destek, tabaklarına koyacağınız maden suyu olacaktır. İki orkideye bir şişe maden suyu yeterli. Bunu da ayda bir verebilirsiniz.

Bunlar orkidelerimiz için olmazsa olmazlardı. Bir de onları biraz daha mutlu edelim diyorsak yapabileceğimiz birkaç şey daha var. 


  • Zaman zaman onları mutfak ya da banyoda duş aldırın, yapraklarındaki ve köklerindeki tozlar gidecek ve daha rahat nefes alabilecekler. ( çiçekleri asla ıslanmamalı) 
  • Periyodik sulamanızı üstten değil kökten (tabağından) yapın.
  • Evde en çok sevdiği yerler, mutfaklar ve banyolar (doğal ortamlarına en yakın neme sahip mekanlar)
  • Hııım bir de meşhur bir 3. boğumdan kesme meselesi vardır. (YALAN) Çiçekler geçtikten sonra bir çok çiçek konusunda tecrübeli kişinin söylediği 3. boğumun üzerinden dalını kesmeniz gerektiğidir. Bu bana hiç mantıklı gelmiyordu açıkçası. Çiçekçilere gittiğinizde bakın, o orkideleri o boylara nasıl getiriyorlar? Oralardakiler hep büyük, evinizdekiler hep küçük değil mi? Ben bu sene iki orkidemin dalını kesip diğerlerini kesmedim bakalım ne olacak diye....Sonuca inanamazsınız. Dalı kesilen orkide şuan daha yeni yeni dal çıkartmaya çalışıyor. ama kesmediklerim eski dallarının bir çok yerinden yeni yan dallar çıkarttı, ayrıca yine kesmediklerim yeni dal vermeye de başladı. Dolayısı eğer orkidenizin dalı kurumadı ise, yeşil kaldığı müddetçe asla kesmeyin. 
Bu akşamlık da bu kadaaarrr...Sizlere konuyu resimler ile anlatmak isterdim ama orkidelerim gece resim çekilmekten hoşlanmıyorlar...Şuan uyuyorlar, onları rahatsız edemem :-) Resimleri yarın paylaşacağım...


Aklınıza takılan bir şey olur ise lütfen çekinmeden sorun...

Orkide keyfiniz daim olsun :-)

Sevgi ve selamlar

Elif Ersin



Kolay Kağıtlı Kek Tarifi

17 Ocak Perşembe

Kolay Kağıtlı Kek Tarifi

 

Çocukların sevgilisi kağıtlı kek tarifimiz işte buyrun;

  • 4 yumurta, 
  • Yarim kahve fincani sıvı yağ,
  • 4 fincan seker,
  • 6 fincan un ,
  • 1 fincan sut
  • 1 paket vanilya
  • 1 pakket kabartma tozu
Tüm malzeme ayrı ayrı uğraşmadan hepsi bir araya karıştırılır ve mikser ile çırpılır.
Kağıt kek kalıplarına birer yemek kaşığı konur.
160-170 derece (fansız) fırında, orta rafta 15 dk pişirilir.

Kekiniz hazır...

Eee Elif ne var bunda süsü yok püsü yok, tadını da anlayamıyoruz resimlerden diyebilirsiniz. Eee evet haklısınız aslında...

Bu keki cankurtaran keki olarak düşünebilirsiniz...Lezzeti gerçekten çok güzel ve sünger gibi yumuşacık oluyor. Üstelik de çabucak yapabiliyorsunuz, çırpması pişmesi 15-20 dk...

Not: Arzuya göre, içine çikolata damlacıkları, portakal ya da limon kabuğu rendesi, hisdistancevizi, rende badem v.b malzemeler konabilir.

Üzerine de krema, puding, kek süslele şekerlemeleri gibi malzemeler ile süslenebilir. O sizin yaratıcılığınıza kalmış.

Benim çocuklarım fazla değişik şeyler sevmediklerinden ben sade olarak yapıyorum. Üzerine herhangi bir şekerleme v.s koymuyorum. 

Afiyet olsun

Keyifli Mutfaklarınız Olsun...

Elif


16 Ocak 2013 Çarşamba

ÇOCUKLAR İÇİN EBRU SANATI ETKİNLİĞİ HATIRLATMA



ÇOCUKLAR İÇİN EBRU SANATI ETKİNLİĞİ HATIRLATMA 


Merhabalar Sevgili Dostlar,
Öncelikle "Çocuklar İçin Ebru Sanatı Etkinliği"mize göstermiş olduğunuz ilgiye çok teşekkür ederim. Bir kısmınız facebook üzerinden düzenlemiş olduğumuz etkinliğimize 'katılıyorum' onayı vererek, bir kısım arkadaşlarımız ise mail atarak ya da beni arayarak katılmak istediğinizi belirttiniz. Bugün 17 Ocak Perşembe ve etkinlik davetini gönderişimin üzerinden epey zaman geçti. Ben son bir hatırlatma yapmak istediğim için bu mesajı sizinle paylaşıyorum. Etkinliğe çocuğunun katılmasını arzu eden arkadaşlarımızın 18. Ocak Cuma günü 18.00'a kadar bana geri dönüş yapmasını (mail, mesaj ya da tel ile) önemle rica ederim. Zira katılımcı sayısına göre ebru teknelerimizi ve boyalarımızı hazırlamamız gerekmekte olup, bir gün öncesinden ön bir çalışma yapmamız gerekmektedir. O gün kimseyi ne mağdur etmek ya da mahcup olmak istiyorum. Bu nedenle sizlerden ricam bana son bir teyit vermeniz olacak.
C.tesi'yi dört gözle bekliyorum.:-)
Sevgiyle kalın....
Elif Ersin

14 Ocak 2013 Pazartesi

Üçüzlere Duvar Süsü

13.01.2013 

Üçüzlere Duvar Süsü -1



Selamlar, 


Bir kaç gündür yazamadım, suçluyum biliyorum, ama bu arada hiç durmadım çalıştım...




Neler mi yaptım, kızım için çok şeker bir süveter örmeye başladım...Bunun ayrıntılarını ve modelini de ayrıca yazacağım. Ama ondan önce uzun süredir yapmayı planladığım bir işe başladım; "Çocuk Odası Duvar Süsü"...


Yeğenlerimin odalarına duvar süsü yapıyorum. Yeğenlerim diyorum ama hepsi yegane kız kardeşimin çocukları, üstelik de üçüzler :-) İki oğlumuz (Ateş ve Demir), bir de kızımız var (Ayşe Gonca)... Minik kuşlar şuan 2 yaşındalar. Kardeşim uzun süredir "Abla bir sürü şey yapıyorsun, benim çocuklarıma da güzel bir şeyler yap" diyordu. En sonunda bebişlerin odalarına duvar süsü yapmaya karar verdik. 



Kolları sıvadım, ve soluğu sevgili arkadaşım Ayşegül'ün mekanında aldım...Ayşegül "Hanımeli Hobievi"nin sahibesi olurlar. Ayşegül'de ne ararsan var...Kumaşlar, dekoratif süsler, iğneden ipliğe aradığın her şeyi bulabileceğin dünyalar şekeri bir dükkan...Sevgili dikiş hocam Nadire Hanım ile bu ciciş biciş şeyler arasından üçüzlere onu mu yapsak bunu mu yapsak diye dükkanı epey bir dağıttık. Bu arada Ayşegül'ün ara ara şunu söylediğini duyuyordum. " dağıtın dağıtın ben yarın toplarım :-)"...

Oğlanlar için ayıcıklı temalı panel kumaşlar bulduk. Kestik, biçtik..Panel kumaştan küçük desenleri çıkarttık. Onları keçelerin üzerine yerleştirerek sarkacak parçaları hazırladık. 






Ana temayı oluşturan ayıcıklı kumaşları arasına dolgu malzemesi koyarak diktik. Kullandığımız ithal kumaşlar aslında kitap kapağı yapmak üzere tasarlanmış panel kumaşlardı. Bu duvar süslerine ek olarak yakın bir gelecekte aynı temadan hatıra defteri de yapacağım ve sizlerle paylaşacağım.Oluşturduğumuz ana tema parçasını süslemek için uygun düğmeler seçtik. O kadar çok çeşit var ki, seçmesi çok da kolay olmadı :-)


Bir tanesi nerede ise tamamlanmak üzere...zemin foto çekimi için çok uygun değil ama hepsi tamamlandığında güzel görsellerini de koyacağım.

Bu aşağıda yer alan tema da Ayşeciğimin...Nadire Hocam daha önce hiç ilgimi çekmeyen kurdele ile yapılan minik nakış işleri gösterdi bana...Nakışı da seveceğim hiç aklıma gelmezdi. Yapanları sonsuz takdir ediyorum, kurdele, brezilya nakışı vb...ama benim bu kadar sabırlı olabilmem mümkün değil..tam olarak tarzım da değil aslında...Ben yaptığım dekoratif süslemelere efekt vermesini istiyorum...bu küçük güller de bunu başardı...

Sıra kızımızın da duvar süsünü tamamlamakta, ancak buna vaktim kalmadığından tamamlayıp beğenilerinize sunamadım. En kısa sürede (kısmetse yarın) her üç duvar süsünü sizler ile paylaşacağım.




Hobilerinizle ve Keyifle Kalın

Sevgiler

Elif Ersin











11 Ocak 2013 Cuma

Yeni Yaşın Kutlu Olsun Blog Hocam!



Merhabalar,

Büyük bir keyif alarak geliştirmeye çalıştırdığım blogum henüz daha 1. ayını doldurmadı. Bu kadar kısa süre zarfında sizlerden (samimiyet ile söylemek gerekirse beklemiyordum) çok güzel geri dönüşler aldım. Blogumun ne kadar profesyonel göründüğünü, bu işi bu kadar kısa sürede nasıl becerdiğimi hatta blog geliştirme konusunda yardım edip edemeyeceğimi soran dostlarım oldu. Bu tabi ki benim için bir gurur tablosu, çok mutluyum...Destek veren herkese gönülden teşekkür ederim.

Daha kırk fırın ekmek yemem gerektiğinin bilincindeyim, ama hiç kusura bakmayın diyetteyim... Son bir yılda 20 kg vermiş birisi olarak tekrar kilo almaya hiç niyetim yok. Lütfen ukala ya da megaloman demeyin :-) Kırk fırın ekmek yemeye sağlığım müsaade etmediğinden, ben de benden önce bu konuda çoooook yol kat etmiş üstatların engin tecrübelerinden faydalanmayı uygun buldum. 

Bugün bu güzel övgüleri alıyorsam, arkasındaki yegane destekçim Sevgili Blog Hocam Serdar Kara sayesindedir. Bu süreçte bana kendi tasarımı olan sementit uygulamasını kullanmama izin vermekle kalmayıp, şablonu bloguma nasıl yükleyeceğimden tutun da, kişisel ayarlarımı nasıl yapacağıma kadar her konuda destek verdi. Israrla ama çekinerek yazdığım maillere, hiç sıkılmadan detaylı yanıtlar yazdı. Eee tabi bende çalışkan bir öğrenci olarak bütün ödevlerimi yaptım :-) 

Şu sıralar; 

Blog Hocam 2. yaşına ödüllü bir çekiliş düzenleyerek merhaba diyor. İndirimlrsponsorluğunda düzenlenen bu çekilişte 4 kişiye hediye güzel hediyelerimiz olacak. Büyük ödül tablet bilgisayar. Siz de bu hediyelerden birine sahip olmak istiyorsanız katılım bilgilerine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Kendisinin yeni yaşını kutluyorum. İyi ki doğdun, iyi ki varsın Blog Hocam diyorum. 

Keyifli bir haftasonu delirim...

Elif Ersin

9 Ocak 2013 Çarşamba

Ev Yapımı Sıcak Şarap Keyfi

Ev Yapımı Sıcak Şarap Keyfi...
09.01.2013


Merhaba Sevgili Okur,

Dün sizlerle kar ve kahve keyfi ile ilgili bir yazımı paylaşmıştım. Bugün ise yine günü anlam ve önemine uygun bir içecek tarifi paylaşmak istiyorum.


Kar keyfi yaparken bir kadeh sıcak şarap fena olmaz diyenler için iste size ev yapımı harika bir sıcak şarap tarifi...

Malzemeler;

1 elma kabuğu
1-2 çubuk tarçın
1 adet zencefil
1 tutam kakuli
1 tutam karanfil
yarım su bardağı toz şeker
1 portakal (bütün olarak)
yarım limon
1 bardak su
1 şişe sofralık şarap

Su, şeker, zencefil, tarçın, karanfil ve kakuli ocak üzerinde kaynatılır.

Karışımın 15-20 dk kadar ılınması beklenir.

Ilınmış olan karışım, teflon bir tencereye alınarak içine elma kabuğu portakal, limon, ve bir şişe sofralık şarap ilave edilir.

Kısık ateşte kaynatmadan (alkolün uçmaması için)  sadece ısıtılır.

Süzülerek servis yapılır.










Afiyet olsun...

Keyifle kalın...

8 Ocak 2013 Salı

EHL-İ KEYFİN KEYFİNİ NE TAZELER ?

EHL-İ KEYFİN KEYFİNİ NE TAZELER ?


TAZE ELDEN TAZE PİŞMİŞ TAZE KAHVE TAZELER.....


Merhabalar Sevgili Okur,

Dışarıda lapa lapa kar kayıyor... Doğa tüm güzelliklerini bizlerin beğenisine sunmuş..

Kahvenizi yapın, camın önüne oturun, ve senede sadece birkaç gün süren kar yağışının keyfini çıkartın...

Beni tanıyanlar bilirler, türk kahvesi ve ben ayrılmaz bir bütünüzdür. Beni ne zaman, evde, işte, eğitimde, yemek öncesi ve sonrası, yolda, tatilde, plajda, bahçede ama her yerde elimde bir kahve fincanı, o eşsiz lezzeti yudumlarken görebilirsiniz...

İçilen her kahve'nin tadı ayrıdır hayatımızda...Kahveyi eşsiz kılan da budur zaten...İçtiğiniz yer, beraber içtiğiniz kişi, içtiğiniz saat kahveye ayrı lezzetler ve anlamlar katar...

Sabah kahvaltı sonrası içilen bir türk kahvesi güne enerjik başlamanızı sağlar, keyif verir değil mi?...
Akşam işten eve yorgun argın geldikten sonra içilen bir kahve, hele bir de ilk yudum, tüm yorgunluğunuzu almaz mı?...
Bir parti sonrası alkolün dozunu bir nebze de olsa fazla kaçırdığınızda içilen kahve sizi hayata geri döndürmez mi?
Hele bir de dost sohbetlerinde içilip, sonra "kim fal bakıyor?" cümlesi artık kahve ile bütünleşmiş klasikleşmemiş midir?...

Türk kahvesinin kültürümüzde büyük yeri ve önemi vardır...Hatta kahve ile ilgili bir çok atasözleri,  deyimler, söylenmiş, maniler yazılmıştır....

İşte size birkaç örnek...


Kahvelerim pişti gel


Köpükleri taştı gel

İyi günüm dostları

Kötü günüm geçti gel.

*Abdülbaki Gölpınarlı



Ehli keyfin keyfini ne tazeler



Taze elden, taze pismis taze kahve tazeler...




Ehli keyfe keyif verir kahvenin kaynaması


Esegi yoldan çıkarır sıpanın oynaması...



Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır...


Eveeet işte böyle...Bu gün bu yazıyı sizlerle paylaşıyorsam bilinki,


Gönül ne kahve ister ne kahvehane

Gönül ahbap ister kahve bahane...

Köpüklü kahveleriniz olsun

Kahve yapanlarınız bol olsun..

Afiyet olsun...

Ziyade olsun...

Keyifli Kalın

Sevgilerimle

Elif Ersin







3 Ocak 2013 Perşembe

Çocuklar İçin Ebru Sanatı Etkinliği


ÇOCUKLAR İÇİN EBRU SANATI ETKİNLİĞİ


19.01.2013 C.TESİ, 14.30 - 17.30














Merhabalar,

Alev İlköğretim İlkokulu şenliğinde açmış olduğumuz Ebru Standımızda büyük ilgi gördük. Ardından gelen yoğun istek üzerine daha fazla çocuğumuzun ebru sanatı ile tanışabilmesi ve eğlenceli zaman geçirebilmesi için ikinci bir Ebru Sanatı Çocuk Etkinliği düzenlemeye karar verdik.

19.01.2013 C.tesi günü Saat 14.30 - 17.30 saatleri arasında Ebru Atölyesinde etkinliğimizi düzenliyor olacağız.

Çocuklar ister tek bir teknede, istenirse de iki çocucuğumuz bir tekneyi dönüşümlü olarak paylaşarak etkinliğe katılabilirler.

Bir teknede bir kullanıcı günlük aktivite ücreti: 60 tl
Bir teknede iki kullanıcı günlük aktivite ücreti: 30 tl 'dir

Etkinliğimiz 12 katılımcı ile sınırlı olduğundan, arzu eden velilerimizin, isim ve tel no belirterek elifceylanersin@gmail.com adresine mail atmalarını ya da 0532 42240 98 no'lu telefonumdan beni arayarak ön kayıt yaptırmalarını rica ederim.

Ebruli Keyifler

Elif Ersin


Etkinliğin Düzenleneceği adresEbru Atölyesi:
Rasimpaşa Mh. Rıhtım Cd. Nüzhet Efendi Sk.
Baysal Apt. No: 51 D: 7 Kat: 2
Kadıköy - İstanbul
Aziz Berker Kütüphanesi Yanı

2 Ocak 2013 Çarşamba

Ebru Keyfi ile ilk Tanışmam

Ebru Keyfi ile ilk Tanışmam


Yıllardan 2008....Buhranlı bankacılık günlerimde nefes alacak bir zaman dilimine ihtiyacım var...Var olmasına var da...o zaman dilimi nerede ne yapıyor o zamanlar kim bilir...Benimle olmadığı kesin...

Öğlen araları, trafikte akşam eve dönerken bir taraftan da bu zaman dilimi nerededir, kendim için ne yapabilirim diye internetten araştırmaya çalışıyorum...Tabi araştırma için bile özel bir zaman ayıramadığımdan fazla bir bilgiye ulaşamıyorum. 

Bir an hep Ebru Sanatını merak ettiğim aklıma geliyor...İlk karşıma çıkan bir birkaç atölye ile konuşuyorum...Cevap hep aynı..."Kurslarımız Eylül Ekim döneminde başlıyor, iki kur halinde 8 ay devam ediyor..."diyorlar. Ama benim yoğun bir iş temposu yanısıra o zamanlar biri beş, diğeri bir yaşından olan iki çocuk annesi olarak bu kadar sistematik ve de uzun zaman ayırabilmemin imkanı yok...(En azından ben öyle düşünüyorum)Haftaiçi full mesai ile iş kadını, haftasonu ise genelde ihmal edilmiş annelik görevimi yerine getirmeye çalışıyorum çünkü...

Bir internet sitesi buluyorum, harika rengarenk resimler görüyorum...Hayran kalıyorum...Umutsuzca aramaya karar veriyorum, çünkü yine benzer bir cevap alacağımı tahmin ediyorum...Telefona çok kibar bir bey çıkıyor.

- İyi günler, telefonunuzu internet sitenizden buldum. Ebru kursları ile ilgili bilgi almak istiyorum diyorum.
- Tabi diyor nazikçe karşımdaki ses...Kurslarımız Çarşamba, Perşembe ve C.tesi günleri...
- Peki, ne zaman başlıyor, kaç ay sürüyor, dönemlik ödememi yapıyoruz diye ardarda soruyorum sorularımı...
- Hayır diyor bu nazik ses...İstediğiniz zaman başlayabilirsiniz...
- Allah Allah...Gerçektenmi? Nasıl olur..
- Evet gerçekten diyor, sesindeki tebessümü hissedebiliyorum...Muhtemelen benim sesim de karşı tarafa çok şaşkın bir kadının sesi olarak yansıyor
- Yani Eylül Ekim dönemi diye birşey yok mu sizde diyorum ısrarla...
- Hayır yok diyor karşımdaki Beyefendi. Seviyenize göre biz size adım adım öğreteceğiz...
- Çok seviniyorum tahmin edebileceğiniz üzere....
-Peki C.tesi saat kaçta diye soruyorum..
- 11.00 da başlıyoruz yanıtını alıyorum. 

Harika bir zaman, ne çok erken ne de çok geç..Evime makul bir saatte dönüm annelik vazifemi yerine getirebilirim. Sanırım buldum diyorum. O aradığım zaman dilimi buradaymış. Ama gene de şüpheliyim...Ya diyorum kendi kendime...Heryer belli dönemde bir müfredata tabi bu işi yapıyorda, bu aradığım yer nasıl oluyorda istediğinde gel başla diyor bana??? Kesin uyduruk bir yerdir diye düşünmediysem yalan olur.

O hafta gerçekten c.tesi olmasını bekleyemiyorum. Sabah çocuklarımı doyurup, bakıcıya gerekli gereksiz ne kadar tembih varsa yapıp, evden çıkıyorum. Kadıköy'e Ebru Atölyesine gidiyorum. İçeriye girdiğimde beni devasa bir köpek karşılıyor (ben de bu arada laf aramızda köpeklerden çok korkarım) . O devasa köpeğin arkasında telefondaki nazik sesin sahibi,  Ebru Sanatçısı Kubilay Eralp Dinçer ile karşılaşıyorum. Köpeğe "Şeker" gel kızım buraya diyor. Sanırım korktuğumu anlıyor :-)

Telefon konuşmamızdan bahsediyorum...Evet buyrun diyor ve beni bir salona alıyor. Çalışmalarına başlamış birkaç kişi daha görüyorum. Harika şeyler yapıyorlar...Şaşkınlık içinde kalıyorum. Suyun üzerine muhteşem resimler çiziyorlar...Vay be diyorum kendi kendime..Ne yetenekli insanlar....Ben çöpten adam bile çizemem, bu işi nasıl yapıcam diye kara kara düşünmeye başlıyorum.

Kubilay Hoca, gerçekten de telefondaki ilk izlenimimde olduğu gibi çok nazik ve çok bilgi dolu bir insan...Ayrıca çok da sabırlı. Bende olmayan bir meziyet...Sonradan öğreniyorum ki bu işi yapmak sabır gerektirirmiş. Eyvah diyorum işte..benim bunu yapmam imkansız...Sabır kim ben kim...

Hocam beni bir teknenin başına oturtuyor ve başlıyor anlatmaya....Ebrunun tarihçesinden tutunda, bu işte kullanılan malzemeler, ürünler, hazırlanışları...ve daha bir çok konuda konuşuyoruz. Benim için çok yeni bir konu olan 'Ebru Sanatı' Ebru Atölyesinde bulunduğum c.tesi günleri ikişer saatlik zaman  diliminde ne iş ne de evdeki sorunları düşünmeden, yepyeni konuları düşünmemi sağlıyor.  Eve döndüğümde yüzümde mutlu bir tebessüm...Evet diyorum işte bu. Benim yapmam gereken bu!....Kendime bir iyilik yapacağım ve c.tesi günleri iki saatimi ayırarak bu kursa gideceğim. 

Evet işte sevgili Dostlar, Ebru Sanatı ile tanışmam ve başlangıcım bu şekilde oluyor...O günden bu güne bu işi öğrenmeye çalışıyorum. Ebrunun bana faydası sadece keyif almak ya da bu işi öğrenmekle de kalmıyor...Sabrı, emeği ve emeğe saygıyı da öğretiyor. 

Ben Ebru yaparken, çok ama çok mutluyum, Müthiş bir keyif alıyorum...

Sn Hocam Kubilay Dinçer'e de dört yıl içeridinde göstermeiş olduğu sabır ve vermiş olduğu emek için ayrıca teşekkür ederim.

Yeni kurmuş olduğum bu blog "Hobi Keyfi" üzerinden sizler ile zaman zaman Ebru Sanatı ile çok daha detaylı bilgileri paylaşıyor olacağım. Dört yıl içeridinde öğrendiklerimi sizler ile paylaşıyor olmak da benim için ayrı bir keyif olacak. Lütfen sizler de merak ettiklerinizi yazmaya sormaya çekinmeyin...Bildiğimi seve seve, bilmediğimi araştırarak aktarabilirim. 

Ebruli Keyifler dilerim

Sevgiyle kalın

Elif Ersin

Haziran 2012 Beyazıt Antik Otel Ebru Atölyesi Karma Ebru Sergideki Ebru'larım...